Merhaba, ben senin ‘bir zamanlar’ından geldim, korkma hiç yabancı değilim. Belki de tanıdığın tek gerçektim, hatırlıyor gibisin. Geceleri beni okurken, etrafında şu suya benzeyen hayaleti hisseden sen değil miydin? Eğer istediği saçlar onun olmazsa bana sarılan kollar senindi. Adımın geçtiği her yerde uzaklara dalan gözler de öyle. Her gece hatırlayan bir unutmak yaratan sendin. Üzgünüm sevgilim.
Biz bir miktar beceriksizdik. Şimdiki zamana sığdıramayınca vazgeçtik, birer geniş zaman sevdası yarattık kendimize. Sen vazgeçmeyi oyuncaklaştırdın, ben sevmeyi.
Hüznüm yine gerçek. Çünkü biz yaşayıp çirkinleştirmek yerine her geçen geceyle güzelleştirmeyi seçtik birbirimizi. Biliyor musun şimdi olabileceğin en güzel yerdesin. Sanki bu gece ben uyuduktan sonra tekrar, giderek içeri çekilip kendine doğru çirkinleşeceksin.
Pişmanlığın yoktu son zamanlara kadar. Hissettiğin için gelmiştin ve hissetmediğin için gitmiştin son zamanlara kadar. Aklına gelmiyordum, son zamanlara kadar. Son zamanları biliyorum sevgilim. Son zamanlarda aklına vuran kalp atışların var. Hissettiğin, korkuya benziyor. Beni yok eden şeyler sanki zaman zaman yok oluyor. Üstüme örttüğün bordo tül rüzgarla aralanıyor. Benden sonra sevdiklerin sanki biraz hızlı unutuluyor, sanki biraz daha izsizler ve sanki biraz daha az siniyorlar üstüne. Korkma. Sakın korkma sevgilim çünkü birazdan bitmesine izin vereceğim.
Ben sadece yürüdüm. Biraz kutsallaştırdım, tuhaftı. Seni hatırladım, yüzüme bakmadım. Seni hatırladım ve ben sadece yürüdüm; seni sürüklediğimden haberim yoktu.
Gördün, değil mi? Ne zaman gördüğünü bilmesem bile, sen de gördün onları. Tesadüflerin yaz yağmurlarına ne çok benzediğini, ıslattığını, susmayı zorlaştırdığını, başını döndürecek kadar çok acıttığını. Hatırlayan kalbini susturmayı, bazen küçük bir hatırayı yanında olmayı çok istediğin birine tercih etmeyi sen de gördün.
Baksana, bir şey oldu; ilk defa senin adına konuşuyorum, eminim. Sen gittikten sonra da ‘biz’ kaldığımıza eminim. Özlediğinden eminim, şarkılardan şüphem yok.
Bazen biraz da zamansız geldim. Affet. Ama sen de bana hiç yazmadığın için özür dilemeyi unuttun, ödeşelim mi?
Hiçbir şey düşünmeden, sadece sevdim. Beklentilerimi susturdum. İnsanlar bunu yapamıyor bilirsin. En azından bir gün bileceksin. Şimdi, aklına son kez kendimi getiriyorum. Gerçekten, kalbim de atmıyor artık. Eş zamanlıyım. Son’dan bahsediyorum.
İlk defa kendimi ağlatabilen cümleler yazdım ve hayır bu defa, zamanlamam tesadüf değil. Seni sevmek, eski bir dosta benzemeye başlıyor göz kapaklarımın önünde.
Elimi tutmadan yanımdaydın, biliyorum. Suskunluğunu yutacak kadar hissettiğinden. Geçmiş zamanımızdan çiçekler kopardık, hep hissettim: Birbirimiz içindi. Yıllar boyu uğraşıp senin için yarattığım geniş zaman, geleceğinde gökyüzü. Üzgünüm, bir kez daha sevgilim. Çünkü hatıramın acı verici bir yanı olacak, böyle olsun istemezdim.
Çünkü, başına gelebilecek en güzel şey gerçekten bendim.